İyi Tarım Uygulamaları

İYİ TARIM UYGULAMALARI NEDİR?

İyi Tarım Uygulamaları kavramı (İTU), hızlı şekilde değişen ve küreselleşen
gıda ekonomisi ve endişeler neticesinde ve çeşitli paydaşların gıda üretimi ve kalitesi, gıda
güvenliği, tarımın çevresel sürdürülebilirliği hakkında taahhütleri bağlamında ortaya
çıkmıştır. Bu paydaşlar, orta ve uzun vadede, gıda güvenliği, gıda kalitesi, üretim etkinliği,
çevresel kazanımların belirli hedeflerini karşılayan gıda işleme ve perakende sanayi,
çiftçiler, tarım işçileri ve tüketicileri içermektedir. Birçok uluslararası Pazar sürdürülebilir
tarımı ve gıda güvenliğine katkı sağlayan doğal kaynaklar yönetimini teşvik etmek için
eylemde bulunmayı talep etmiştir. Burada başarılmak istenen ise yeterli, güvenli ve
besleyici gıdaya ulaşmaktır.
İyi Tarım Uygulamaları; Tarımsal üretim sistemini sosyal açıdan yaşanabilir, ekonomik açıdan karlı ve
verimli, insan sağlığını koruyan, hayvan sağlığı ve refahı ile çevreye önem veren bir hale getirmek için
uygulanması gereken işlemleri ifade eder.
TRB Uluslararası Belgelendirme Teknik Kontrol ve Göz. Hiz. Tic. Ltd. Şti.; Tarım ve Köyişleri Bakanlığı
tarafından 04.10.2007 tarihinde İYİ TARIM UYGULAMALARI KONTROL VE SERTİFİKASYON KURULUŞU
olarak yetkilendirilmiştir.
26.01.2010 tarih ve AB-0026-U akreditasyon numarasıyla İyi Tarım Uygulamaları alanında TÜRKAK’tan
akredite olmuştur.

TARİHİ VE KAPSAMI

Avrupa Birliği ülkelerindeki yaş meyve-sebze pazarında yer alan pazara hâkim büyük perakendeci
kuruluşlar, 1997 yılında, Avrupa Perakendecileri Ürün Çalışma Grubu (EUREP) adı altında bir araya
gelerek, 1999 yılında hazırladıkları Eurepgap protokolü ile öncelikle yaş meyve sebzede iyi tarım
uygulamalarının (Good Agricultural Practices-GAP) esaslarını belirlemişlerdir.
ABD ve FAO’nun girişimleri ile aynı dönemlerde Avrupa’da lider perakendecilerin oluşturduğu bir grup,
İyi Tarım Uygulamaları (İTU) ve bu uygulamaların belgelendirilmesi konusunda çalışmalar başlatmıştır.
EUREP (Euro-Retailer Produce Working Group) olarak adlandırılan ve başta Avrupa’nın lider
perakendeci şirketleri olmak üzere, yaş meyve-sebze sektörünün bütün aşamalarında yer alan
kuruluşların temsilcilerinden oluşan grup, meyve sebzelerin güvenli ve sürdürülebilir bir şekilde
üretimine yol göstermek amacıyla Eurepgap adı verilen normatif bir doküman hazırlamıştır.
Eurepgap uluslararası tarımsal üretim sisteminde çok geniş bir alana yayılmaya başlamıştır.
Eurepgap,
küresel çapta yaş meyve ve sebzeler için ortaya konan tarımsal ürün üretim standartlarının, bir
doğrulama prosesi ile birleştirilmesini sağlamıştır.
Ülkemizde, Sertifikalı bir üretim sistemi sağlayan İTU, 2000 yılında Avrupa’dan gelen talebi
karşılayabilmek için başlatılmıştır. Hükümet ve ihracatçılar, üreticileri İTU sistemini kabul etmesi için
teşvik etmiştir. Eurepgap standartları Avrupa pazarı için oluşturulduğundan, Türkiye gibi birçok
gelişmekte olan ülke hükümetleri ihracat pazarlarını sürdürmek amacıyla bu standartları karşılamak
için çiftçilere yardım etmişlerdir. Tarım ve Köyişleri Bakanlığı Eylül 2004 de bir tüzük yayınlayarak İyi
Tarım Uygulamalarına yasal bir zemin oluşturmuştur. Eurepgap ve diğer ülkelerin gıda kalitesi
düzenlemeleri bu tüzüğün hazırlanmasında dikkate alınmıştır. Tüzüğün kapsamında bir İTU komitesi
oluşturulmuştur ve bu komitenin görevleri, tüzüğün kurallarını uygulamak, firmaların kontrolü ve
sertifikalandırılması ve AB ve diğer ülkelerdeki ĠTU de yeni gelişmeleri izlemektir. AB’ye ihracat
sırasında Türk yaş meyve-sebze endüstrisinin karşılaştığı sorunlar hem üreticileri hem de ihracatçıları

Eurepgap sertifikasyonunun kullanımında zorlamıştır. Üretim zincirindeki tüm hususlar Kontrol ve

Sertifikasyonu bağımsız kuruluşlar tarafından yürütülmektedir. Ülkemizde 08 Eylül 2004 tarih ve 25577
sayılı resmi gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren “iyi tarım uygulamaları yönetmeliği” kurallarına
göre üretimin yapılması sağlanmıştır. Bakanlık tarafından sertifikasyon kuruluşlarının yetkilendirilmesi
yapılmaktadır. Ülkemizde iyi tarım uygulamaları konusunda çalışmalarla birlikte, alınacak önlemler ve
gelişmeler sayesinde tarımsal üretimde ve ihracatta artış yanı sıra tüketicilerin sağlıklı ve güvenilir
tarımsal ürün tüketmeleri mümkün olacaktır. Bu amaçla; çevre, insan ve hayvan sağlığına zarar
vermeyen bir tarımsal üretimin yapılması, doğal kaynakların korunması, tarımda izlenebilirlik ve
sürdürülebilirlik ile gıda güvenliğinin sağlanması için iyi tarım uygulamaları tekniklerini uygulamak ve
kısa zamanda üreticilerimizi bu yetiştirme tekniklerine adapte etmemiz gerekmektedir.

İTU YARARLARI

İTU Üreticilere; Pazarlara daha rahat imkanı sağlar. Perakendeciler ile daha net anlaşma yapılmasını
sağlar. Rekabet gücünü arttırır ve rekabeti daha adil hale getirir. Ürün kalitesinde artış sağlar. Uzun
dönemde üretim masraflarını düşürür.
Gıda güvenliği ve insan sağlığı ile ilgili riskleri azaltır. Gıdaların orijinleri ile ilgili daha iyi ve daha net bilgi
edinilmesini sağlar. Gıda üretiminde tüketici güvenini arttırır. Tüketicilerin kalite, çeşitler ve gıda
güvenliği ile ilgili talepleri başarı ile karşılanır.
Gıda güvenliği ve kalite açısından güvenilirdir. İTU Sertifikalı Ürünler, Tüketici güvenini kazanan
ürünlerdir. Üretim sürecinde, Tüketici sağlığı, gıda güvenliği ve çevre ile ilgili risklerin azaltılmıştır.
Tarım işçilerinin sağlık risklerinin azaltılmıştır. Profesyonel tarımsal uygulamaların yapılmasının
sağlanması ve daha iyi kazanç olanağı vardır. Karmaşık ve çok sayıdaki tarımsal yasal düzenlemelere
daha rahat uyum sağlanmıştır. Mevcut pek çok tarımsal kalite standartları uygulanmaktadır. Daha
sürdürülebilir, çevreye karşı sorumluluk alan bir üretim, yabani hayatın ve biyolojik çeşitliliğin
korunması esastır. Tarımın çevreye olan negatif etkisinin azaltılmıştır. Korumacı bir yönetim planları
uygulanmaktadır.

TEKNİK GEREKLİLİKLER

İyi Tarım Uygulamaları, topraktan sofraya kadar uzanan bütün üretim ve pazarlama aşamalarını kapsar.
Üretim alanında daha önce yetiştirilen ürün veya tarımsal faaliyetler bilinmeli, insan sağlığı ve çevreye
olan etkileri değerlendirilmeli, kontrol altına alınamayacak riskler söz konusu ise bu alanlar iyi Tarım
Uygulamalarında kullanılmamalıdır.
Üreticiler, üretim kararını vermeden önce risk değerlendirilmesi yapmalıdır. Risk değerlendirilmesi;
toprak tipi, erozyon, taban suyu seviyesi ve kalitesi, sürdürülebilir su kaynaklarının varlığı, arazinin ilk
kullanımı, parazit ve diğer asalaklarla bulaşık olması ve bitişik alanlara etkisi göz önünde tutularak
yapılmalıdır. Toprak sağlığının korunması, tarım ilaçlarına bağımlılığın azaltılması ve bitki sağlığının
maksimum düzeyde sağlanabilmesi için dönüşümlü üretim yapmalıdır.
Üretim sırasında yapılan bütün işlemler çiftçiler tarafından kayıt altına alınmalı ve daha sonra yapılacak
kontroller için saklı tutulmalıdır. Bu kayıtlarda; ürün çeşidi, ürünün bulunduğu coğrafi bölge, gübre
uygulama zamanı, uygulama nedeni, teknik izin, kullanılan kimyasalın ticaret ismi ve miktarı, uygulama
aleti, operatörün ismi ve uygulama zamanından kaç gün sonra hasat yapılması gerektiği, sulama
zamanı, yöntemi ve miktarı gibi bilgileri içermelidir.

ÜRETİMDE DİKKAT EDİLECEK TEMEL HUSUSLAR

  • Kaliteli tohum, fide veya fidan kullanılmalı
  • Uygun zamanda ve uygun miktarda gübre kullanımı için toprak analizleri yılda en az bir defa,
  • yaprak analizleri ihtiyaç duyulduğunda yaptırılmalı. Gübreleme, toprak yapısına göre hangi
  • gübrenin uygun olduğunu belirledikten sonra, bitkinin ihtiyaç duyduğu miktarda ve zamanda
  • yapılmalıdır.
  • Sulama, gübreleme, ilaçlama, pestisit kullanımı ve diğer bütün uygulamalarla ilgili işlemleri
  • kayıt altına alınmalıdır.
  • Su kaynaklarını en iyi şekilde değerlendirilebilecek ve bitkinin ihtiyaç duyacağı suyu temin
  • edebilecek sulama sistemleri kurulmalı. Sulama için asla atık su (kanalizasyon suyu)
  • kullanılmamalıdır. Risk değerlendirme esaslarına bakılarak, sulama suyu kaynağı yılda en az bir
  • kez mikrobiyal, kimyasal ve mineral kirleticiler bakımından analiz ettirilmelidir.
  • Hastalık ve zararlılarla mücadele “Entegre Mücadele Teknik Talimatları” doğrultusunda
  • öncelikle kültürel tedbirler, mekanik mücadele, biyolojik mücadele veya biyoteknik yöntemler
  • uygulanmalıdır. Son çare olarak kimyasal mücadele yapılmalıdır.
  • Bütün pestisit uygulamaları ile ilgili kayıtlar tutulmalıdır. Pestisit kalıntı analizlerinin sıklığı, risk
  • değerlendirmelerine göre yapılmalıdır. Maksimum kalıntı limitlerinin aşılması durumunda ise
  • bir acil eylem planı mevcut olmalıdır.
  • İşletmedeki olası atık ürünleri ve kirlilik kaynakları belirtilmelidir.
  • Hasat, hijyenik koşullarda yapılmalıdır.
  • Tarım işletmesindeki bütün olası atık ürünler (kağıt, karton, plastik, ürün kalıntısı, yağ, kaya
  • yünü vb.) ile muhtemel kirlilik kaynakları (kimyasallar, yağ, yakıt, ses, ışık kalıntı, paketleme
  • evinden çıkan akıntılar) belirtilmelidir.
  • Tarımsal kimyasalları kullanan, taşıyan ve uygulayan işçilere bu konuda eğitim verilmeli;
  • işletmede ilk yardım eğitimi alan kişiler bulunmalıdır.
Toprağın işlenmesinde, erozyonu azaltacak ve toprağın fiziksel yapısını koruyacak teknikler
kullanılmalıdır.
Seçilen çeşitler virüsten ari, hastalık ve zararlılara karşı dayanıklı olmalıdır.